Mela Bedel: Pandemide onlarca şarkı yazdım

Profesyonel müzik yaşantısının henüz yeni başlarında olmasına rağmen, eylülde müzikseverlerle buluşturduğu kendisine ait olan ‘Alayı Yalan’ ile büyük ilgi gören Mela Bedel, hakkında merak edilenleri anlattı.

Şarkınız ‘Alayı Yalan’ın, size şans getirmesini dilerim. Sektöre -çok da zorlu bir dönemde- giriş yaptınız. Konserlerin iptal edildiği, müzik sektörünün adeta can çekiştiği bir süreçteyiz. Bu alanda ilk ciddi adımını atmış biri olarak neler hissediyorsunuz?
Evet, oldukça zor bir dönemde giriş yaptım, buna rağmen gelen tepkiler, yorumlar çok güzel oldu ve şarkı güzel bir ivme yakaladı. Böylesini hayal etmemiştim. Yaptığım müzikle iyileşirken iyileştirebildiğimi görmek beni iyi hissettirdi. Elbette yaşanan iptaller, kapanışlar bizleri üzüyor ancak sağlık koşullarının iyileştirilmesi adına yapıldığı için bu durumları fazla kişiselleştirmeden olabildiğince sakin kalarak ve bir sanatçı olarak üretmeye devam ederek geçirmeyi en iyi seçenek olarak görüp ümidimi diri tutmaya çalışıyorum. Yakında daha güzel göreceğimize inancım tam. Şimdi bu şarkının akustiğini yayınlamak da ayrı bir heyecan zira aslından daha farklı bir hissiyatla söyledim bu versiyonunu. Kendimi daha rahat anlatabildiğimi ve hislerimi daha iyi geçirebildiğimi düşünüyorum. Umarım dinleyen herkes de böyle düşünür ve hisseder.

Geçtiğimiz hafta ‘Alayı Yalan’ın akustik versiyonunu da dinleyicilerle buluşturdunuz. Şarkınızın akustik versiyonunda kimlerle çalıştınız; neler hissettiniz?

Akustik versiyonunu ilk şarkıda da büyük emeği olan dostum Emir Akbulut ile birlikte düzenledik ve kaydettik. Klarnette Göksun Aytaç’ı ağırladık, şarkıyı daha da içten yaptı. Mastering işlemlerini de sevgili Buğra Kunt üstlendi ve ortaya bu muazzam işi çıkarttık hep birlikte. Benim için çok kıymetli bir şarkının yine çok kıymetli insanlarla farklı bir versiyonunu hazırlamak çok değerli bir çalışma ve anı oldu.

Sosyal medyadan, çevrenizdeki insanlardan, şarkınızla ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz? Bu şarkı özelinde, ‘Hedefime ulaştım’ diyebilir misiniz?
Şarkıya dair olumlu geri dönüşler oldukça fazla ve insanlar böyle bir tarzı daha önce duymadıklarını dile getiriyor. Şarkının, dinleyen her insanda farklı hisler uyandırdığını görmek de gerçekten çok kıymetli bir duygu benim için. Hedefe ulaşma konusunda daha yolun başındayım ve biliyorum ki yolda yokuşlar, taşlar, duraklar hep olacak. Epiktetos ‘Bırakın büyük cümleleri cahiller kursun’ demiş, ne güzel demiş. Ne olup ne biter onu yolda göreceğiz.

Sektördeki ana hedefiniz nedir? Müzik sektöründe ne elde etmek istiyorsunuz?
Müzik, bir sektör olmaktan öte, üretileni paylaşma aracı ve her sanatçı için ürettiğini paylaşabilmek; aynı zamanda bunu doğru biçimde sunabilmek çok önemli. Beni mutlu eden, hislerimi en doğru ve etkileyici biçimde aktarabildiğim, paylaşmaktan mutlu olacağım eserler ortaya koymak en büyük isteğim ve hedeflerim de bu isteği gerçeğe dönüştürmek üzerine kurulu.

Türkiye’de son dönemde Rap, R&B, Trap gibi tarzlar büyük bir ivme yakaladı. Siz de bundan nasiplenmek mi istediniz, yoksa tarzınız bu mudur? Bize müzik anlayışınızdan bahseder misiniz?
Evet Türkiye’de son dönemde bu tarz müzik türlerinin popülarite kazandığı bir gerçek ancak sırf popüler olduğu için bu müzik türlerini yapan kişilerin sayısındaki artış da maalesef yadsınamaz. Bu farkındalıkla yetişmiş biri olarak müziğimi popüler olan bir şeyin üzerine kurmak yerine kendime has bir stil geliştirmeye çalışmak bana daha kıymetli geliyor. ‘Alayı Yalan’ı yazarken de hangi türde olacağı değil, hislerimi doğru ifade edip etmediği benim için önemliydi. Bundan sonra da hedefim o yönde olacak. Eğer illa yaptığım müzik türünün bir ismi olacaksa da, adı ‘Melabesk’ olur.

Fazlasıyla batılı öğeler içeren klibinizin bir sahnesinde Azer Bülbül fotoğrafına rastlıyoruz. Şarkınızın altyapısında R&B, trap ritimleri duyarken, kulağımıza arabesk ezgiler de çalınıyor. İçinizde arabesk bir taraf var mı?
Bu coğrafyada doğup büyüyen bir insanın arabeskten beslenmemesi gibi bir durumu olamaz. Ben duyduğum, sevdiğim, yaşadığım ve beslendiğim her şeyi müziğime katmayı seviyorum. Azer Bülbül de saygı duyduğum, şarkılarındaki hissiyatına derinden inandığım bir sanatçı ve bendeki yeri çok ayrı. O yüzden klipte onu yad etmek istedim. Yattığı yer nurla dolsun.

‘Alayı Yalan’ı bir ilişkinin ardından yazmışsınız. Peki, sizin için her aşk yalan mıdır?
‘Her aşk yalan değil ama doğrusu bize denk gelmedi.’ diyelim. ‘Alayı Yalan’ı yaşadığım bir hikaye üzerine yazdım. Belki bir gün ‘Tek Gerçek Sensin’ diye bir şarkı da yazabilirim belli olmaz zira inandığım şu ki hayat hesapla değil, nasiple yaşanıyor.

Klibinizde ciddi bir nostalji esintisi var. Bunun fikri nasıl ortaya çıktı? Siz de eskiye düşkün müsünüz?
Aslında bu esinti şarkıda da var. Modern bir sound üzerinde vokal stilimi doğu ve batı figürleri üzerine tasarladım. Bu, oldukça büyük emek ve uzun çalışmalar sonucu oluştu. Bunu klibe de uyarladık ve klibin hikayesini yine aynı doğrultuda kurguladık. Örneğin, klipte “Hayatıma Hoş geldin” derken 98 model bir otomobilin arka koltuğunda otururken görüyoruz, nakaratta tüm o sözlerin alayının yalan olduğunu söylerken de arka planda 2019 model, modifiyeli bir başka otomobil görüyoruz. Bu tür ince detaylar ve alt metinler var klipte. O yüzden hem modern hem de nostaljik ögelerin stilize edilmiş hali diyebiliriz.

Hem Türkiye’nin, hem de dünyanın, başarılı kadınlara ihtiyacı var. Siz de şimdiden geniş kitlelere ulaşmaya başlayan genç bir kadın olarak, başarıyı nasıl tanımlarsınız?
‘Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değil’ demiş Ben Sweetland. Benim yolculuğumda da birçok öğreti, deneyim, ve yaşanmışlık var. Yola devam ederken halen bir şeyler öğrenmeye devam ediyorum. Bütün bunlarla bir bütün olduğunda gereken motivasyonu da insan kendi içinde buluyor. İşte buna başarı derim.

Kendi bestelediğiniz, sözünü yazdığınız bir şarkının yüz binlerce kişiye ulaşması nasıl bir duygu? Çocukken, bu süreçleri hayal eder miydiniz?
Müziğin tüm dallarını benimseyen bir ailede büyüdüğüm için, müziğe ilgim daha küçük yaşlarda başladı. 4 yaşımdayken annem ve babam bana minik bir klavye almıştı, büyük bir sahnede piyano çalıyormuşum gibi hayal edip sürekli kendi kendime evde klipler çekerdim. Hep hayal ediyordum. O zamanlardan bu zamanlara aynı hisleri taşıyarak gelmek ve bunu yaşamak mutlu ediyor tabii ki. 

Pandemi süreci, bazı sanatçılar için verimli geçebiliyor. Bu süreçte bol bol beste yapan; albüm çalışmalarını hızlandıranlar oldu. Covid-19, sizin müzik yaşantınıza nasıl etki etti?
Salgın başladığında İstanbul’daydım, annem ve babam telaşlandığı için onlara ziyarete gittim. Oradayken seyahat yasağı geldi ve bu süreci memleketin küçük bir şehrinde geçirdim. Şimdi geriye dönüp baktığımda ‘İyi ki!’ diyorum, çünkü İstanbul’da tek yaşıyordum ve süreç benim için daha zor hale gelecekti. O dönemler kariyerimle ilgili de bir takım can sıkıcı sorunlarla boğuşurken; sıcacık aile evinde, yeşilliklerle dolu sessiz sakin bir yerde müzikle ilgilenmek, hem akıl, hem de beden sağlığımı korudu. Bunun getirisi olarak da İstanbul’a onlarca şarkı yazmış olarak döndüm. Her şerrin hayırlı olan tarafına odaklanmak en iyisi.